Şeker Raporu
Şeker Raporu


Nişasta bazlı früktozdan zengin şekerin diyabet ve pankreas kanserine neden olduğuna ilişkin bilimsel verilerin analizi

ÖZET
Son yıllarda gerçekleştirilen ve sonuçları yayınlanan toplum bazlı çalışmalar ve temel bilim araştırmaları früktozdan zengin nişasta bazlı şekerin insan metabolizmasıyla uyumlu olmadığını ortaya koymuştur. Früktoz şeker metabolizmasını düzenleyen en önemli hormon olan insülinin salınımını uyarmamakta, hızla bir yağ olan trigliseride dönüştürüldüğünden karın içi organların yağlanmalarına neden olmaktadır. Bu durum diyabet başta olmak üzere, metabolik sendrom olarak adlandırılan hastalık tablosunun artışına neden olmaktadır. Bununla birlikte çok miktarda früktoz alımı ülkemizde de aşikar olduğu gibi pankreas kanseri başta olmak üzere pek çok organ kanseri gelişmesini tetiklemektedir. Yapılan temel bilim çalışmaları früktozun kanser hücrelerinin çoğalmasını hızlandırdığını göstermiştir. Bu değerlendirmede nişasta bazlı şeker ve hastalıklar arasındaki son veriler analiz edilmektedir.

Bu veriler ışığında Ülkemizdeki yüzde 15’lik nişasta bazlı şeker kotası ivedilikle en az yüzde 1 seviyesine indirilmeli, toplumun şeker gereksinimi sükrozdan (pancar şekeri) karşılanmalıdır.

Günümüzde yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen şeker, tadı ve etkileri çoğumuzu cezp etse de insanlık tarihinde bu ölçüde yaygın kullanımı nispeten yeni bir üründür. Sanayi bazlı üretimi ve tüketimi daha çok İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde artmıştır. Ülkemizdeki tarım olanakları sayesinde şeker pancarından elde edilen şeker kullanılır. Bu durum aslında bir şanstır. Zira şeker pancarından elde edilen bildiğimiz toz şeker bir molekül glikoz ve bir molekül früktoz (meyve şekeri) içermektedir. Bu bize “bildiğimiz tat tatminini” sağlamanın ötesinde insülin salgısını da uyarır. İnsülin salgısının uyarılması doyma hissini yaratır, şekerin kanda uzun süre yüksek miktarlarda kalmasını önler. Buna karşılık mısırdan elde edilen şurupta früktoz glikozun dört mislidir. İnsülin salgısı früktozdan etkilenmez. Mısır şerbetinden yapılmış ürünlerde “doyum” oluşmaz, kan şeker (früktoz) düzeyi düşmez, bu durum bir yönden tüketimin artışına neden olurken, diğer yönden de sağlık açısından ciddi riskleri beraberinde getirmektedir. Früktoz fazlası hızla bir yağ olan trigliseride çevrilir ve yağ dokusunda depolanır. Bu nedenle mısırdan elde edilen şeker tercih edilen bir şeker değildir, özellikle ABD’de doruğa ulaşan obezitenin önde gelen sorumlularından biri olarak kabul edilmektedir. Öte yandan, mesele endüstriyel şeker kullanıma gelince, mısır şurubunun tatlandırma özelliği çok daha yüksektir, fiyatı şeker pancarından elde edilen çay şekerine göre daha düşüktür ve bu nedenle yaygın bir kullanım alanı bulmaktadır. Früktoz pancar (çay) şekeri olan sükroza göre daha tatlıdır, “ülkemizde” bütün meşrubatlar ve gazlı içeceklerde bol miktarda kullanılır.

Mısır şurubundan elde edilen nişasta bazlı şeker kotasında dünyanın en yüksek değeri yüzde 2 ile ABD’dedir. Avrupa Ülkerlerinde ise kota en tüksek yüzde 0.5 düzeyinde olmak üzere ülkeden ülkeye değişkendir. Bütün bu verilere karşılık ülkemizde nişasta bazlı şeker kotası 2001’den bu yana yüzde 15’e çıkarılmıştır. Bugün şekerli ürün olarak piyasada bulunan başta meşrubatlar olmak üzere hemen bütün tatlı ürünler mısır şurubundan yapılmaktadır. Yol kenarlarına park etmiş arabalarda, kilosu beş-altı liraya satılan tatlıların bu kadar ucuz olmasının en önemli nedenlerinden biri nişasta bazlı şeker ve tatlandırıcıların kullanılıyor olmasıdır. Daha çok mısırdan elde edilen nişasta bazlı şekeri ayırt etmenin en kolay ollarından biri (genzinizde bıraktığı yanma tadını ve mide ekşimesini bir tarafa bırakırsanız) akışkan olması ve soğukta şekerlenmeye neden olmamasıdır. Buna karşılık kalite unsurunu ön planda tutan tatlı üreticileri baklava gibi ürünlerinin buzdolabına konmamasını önermektedr, çünkü şeker pancarı kaynaklı gerçek şerbetle yapılan tatlılar şekerlenir. Dahası mısırşurubunun elde edildiği mısırın GDO’lu mısır olması olasılığı yüksektir. İthal mısırın en fazla kullanıldığı düşünülen beyaz et endüstrisi mensupların, “besleyici olmadığı” nedeniyle iç piyasadan gerçek fiyatına yerli mısır aldıklarını söylemektedirler (İkinci Akdeniz Ülkeleri Tavukçuluk Zirvesi, Antalya, Ekim 2009). İthal edilen GDO mısırın başlıca kullanım alanı nişasta bazlı şeker elde edilmesi ve buna bağlı olarak meşrubat endüstrisidir. Özellikle endüstrileşmiş ülkelerde olmak üzere, diyabet ve kanser hastalıklarında ciddi bir artış olduğu bütün sağlık otoriteleri ve bilimsel camia tarafından açıkça ifade edilmektedir. Früktozdan zengin nişasta bazlı şekerin neden olduğu kanser dışındaki hastalıkların en önemlileri artık bir “salgın” olarak nitelendirilen obezite ve diyabettir. Obezite ve diyabet bütün dünyada ciddi bir artış göstermektedir, ülkemizdeki araştırmalar da bu durumun Türkiye için de önemli bir sorun haline geldiğini ortaya koymaktadır. Diyabet alanında ülkemizde bugüne kadar yapılan en kapsamlı araştırma 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Diyabet Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlhan Satman başkanlığındaki ekip tarafından, 24.788 katılımcıyla gerçekleştirilen “Türkiye Diyabet Epidemiyolojisi Çalışması (TURDEP)” araştırmasıdır. Bu çalışmayla Türkiye’de ilk kez diyabetin görülme sıklığı ve bölgesel farklar incelenmiş, Türkiye'de diyabet hastası sayısının nüfusun yüzde 7.2’si oranında olduğunu, “glukoz tolerans bozukluğu' yani gizli şeker hastası oranının ise yüzde 6.9 olduğu ortaya konmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre obezite ve hipertansiyon hastaları ile ailelerinde diyabet hastalığı görülen kişilerin diyabet için risk altında oldukları belirlenmiştir. Nişasta bazlı şeker (früktoz) ve metabolik sendrom ilişkisi Pankreas şeker metabolizmasını düzenleyen hormonları (insülin, glukagon) salgılayan bir bez olmanın ötesinde sindirimde önemli rol oynayan ve sindirim kanalına salgılanan enzimleri de salgılamaktadır. Bu salgı bağırsaktan salgılanan kolesistokinin ve sekretinle kontrol edilmektedir. Pankreasın bu görevlerini yerine getirememesi “pankreas yetersizliği olarak adlandırılır.

Diyabetik hastaların önemli bir bölümünde sindirim enzimlerinin salgılanmasında da sorun bulunmaktadır. Şeker metabolizmasının baskılanması diyabete neden olmakta, ancak diyabet hastalığı sadece şeker metabolizmasını etkilememekte, aynı zamanda pankreasın sindirim salgılarının üretmesinde de olumsuzluklara neden olduğunu ortaya koymuştur

(1). Mısır şurubunda elde edilen yüksek früktoz içerikli şeker iç organlarda ve karın içinde yağlanmanın en önemli nedenlerinden birisidir. Yağ dokusu başlı başına bir endokrin organ gibi davranmaktadır ve yağlanma da özellikle karın içerisinde ve iç organlarda meydana gelmektedir. Bu yağlanmanın “metabolik sendrom” olarak bilinen tablonun oluşmasına ciddi katkısının bulunduğu kabul edilmektedir

(2). Buna bağlı olarak siroz, karaciğer kanseri, karaciğer rezeksiyonu (karaciğerin bir kısmının ameliyatla alınması) ve transplantasyonu gereken hasta sayısı da artmaktadır. “Steatozis” olarak adlandırılan yağlanma özellikle son 10 yıl içerisinde artış göstermiştir. Vatandaşlarımızın karaciğer, pankreas ve safra yollarında “hepatosteatoz, pankreatosteatoz ve biliyer steatoz (steatosistitis)” saptanması bütün radyologlar tarafından iyi bilinen ortak bir bulgudur. “Alkolik olmayan yağlanma” olarak da adlandırılan bu tablo sonucunda hem diyabet hem de kanser gelişmesi olasılığı artmaktadır. Taşsız safra kesesi iltihabı, akut pankreatit tablolarındaki artış yüzlerce cerrahi ve dahili tedavi girişimi ile sonuçlanmaktadır. Bu hastalık tablolarının meydana getirdiği maddi ve manevi kayıplar tahmin edilenin çok üzerindedir.

Mısır şurubu şekeri (früktoz) ve kanser ilişkisi: Çok açık ve güçlü bilimsel deliller Doğal bir molekülün kanserle ilişkilendirildiği en güncel örnek mısırdan elde edilen nişasta bazlı şekerde bol miktarda bulunan früktozdur. Bugüne dek yapılan pek çok araştırma, doğalın dışına taşmış şeker metabolizmasının pankreas kanserine neden olduğunu göstermiştir. ABD’de 88.802 kadının katılımıyla gerçekleştirilen Nurses’ Health Study’de 18 yıllık takip süresinde 180 pankreas kanseri saptanmıştır. Bireysel beslenme anketleri kullanılarak yürütülen bu çalışmaya göre çay şekeri (sükroz) pankreas kanseriyle ilişkili bulunmamıştır. Buna karşılık özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan ve artmış insülin direnci bulunan bireylerde, yüksek glisemik yük ve früktozdan (mısır şurubu şekeri) zengin diyet, pankreas kanseri olasılığını istatistiksel anlamlı bir biçimde artırmaktadır

(3). Çok geniş bir diğer araştırma olan Multiethnic Cohort çalışmasında ise diyetteki glisemik yük, eklenen şekerler ve karbohidratların pankreas kanseri oluşturma riski araştırılmıştır. Hawai-Los Angeles bölgesinde yaşayanlardan 162.150 kişinin katıldığı bu araştırma, glisemik yük, diyetle alınan karbohidratlar, sükroz (çay şekeri), früktoz (meyve şekeri), toplam şeker ve eklenmiş şekerlerin pankreas kanseri ile ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceği savını sınamıştır. Sekiz yıl süre ile izleme sonucunda 162.150 kişinin 434’ünde pankreas kanseri ortaya çıkmıştır. Yapılan analiz sonucunda nişasta bazlı şekerde bol miktarda bulunan früktozun pankreas kanseri ile istatistiksel anlamlı derecede ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu çalışamaya göre kilo fazlası olanlarda şeker alımın özellikle daha fazla risk oluşturmaktadır 

(4). Mısır şurubu şekerinin pankreas kanserine neden olduğunu gösteren en büyük çalışmalardan biri de geçen yıl yayınlanmıştır

(5). Toplam 482.362 kişinin kaydedildiği bu çalışmanın sonucuna göre ülkemizde yüzde 15 kota verdiğimiz nişasta bazlı şeker (früktoz) pankreas kanseriyle doğrudan ilişkili bulunmuştur. Araştırmada ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün NIH-AARP Diet and Health Study araştırmasına katılanlar 1995/1996’dan 2003’e dek izlenmişlerdir. Bu grubun içerisinde 1151 kişide pankreas kanseri  saptanmıştır. Çalışma verilerinin çok değişkenli analizinde glisemik indeks, toplam karbohidrat, glisemik yük ve pankreas kanseri arasında ilişki gösterilememekle birlikte, yüksek miktarda serbest früktoz ve glikoz alanlarda pankreas kanseri riskinin çok yükseldiği gösterilmiştir. Bu geniş kapsamlı araştırmanın sonuçları früktoz ve pankreas kanseri arasında çok anlamlı (P=0.005) bir ilişki olduğuna işaret etmektedir. Bu veriler daha önceki Nurses’ Health Study ve Multiethnic Study adlı iki klinik çalışmayı destekler nitelikte olduğundan ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (National Institute of Health, NIH) “ne olur ne olmaz” deyip, makaleyi halkın erişimine de açmıştır. Her üç araştırmanın da bilimsel gücü, “bu konuda bir bulgu rastlanamadığını” söyleyen küçük kapsamlı vaka-kontrol çalışmalarına

(6) göre çok çok yüksektir. Bunun en önemli gerekçesi her üç araştırmanın da ileriye dönük yapılmış olmaları ve yüz binlerce kişiyi kapsamlarıdır. Bu verilerin kalitesi, küçük çaplı vaka-kontrol çalışmalarının çok üstündedir. Fruktozun kanser hücrelerinin büyümesini hızlandırdığı konusunda çok sayıda güvenilir temel bilim araştırması da bulunmaktadır. Kanser hücreleri hızlı çoğaldıklarından ortamda bulunan oksijen yeterli olamamaktadır. O durumda kanser hücrelerinin yapısında bir takım değişiklikler gelişmektedir (Wahrburg etkisi). Buna bağlı olarak ortaya çıkan değişiklikler nişasta bazlı şekerde bol bulunan früktozun enerji kaynağı olarak kullanılmasınıkolaylaştırmaktadır. Halbuki früktoz aslında insan metabolizması için uygun bir şeker türü değildir. Kanser dokusunda meydana gelen değişiklikler sonucunda 6-fosfofrükto-2-kinaz ve früktoz-2,6-bifosfofosfataz-4 miktarlarında artış olmaktadır. Gerçekten de insan meme ve kalın bağırsak kanserlerinde bu iki enzimin artış olduğu pek çok çalışma ile ortaya konmuştur. Buna karşılık normal dokularda her iki enzim de çok az miktarlarda bulunmaktadır

(7). Dahası Kaliforniya Los Angeles Üniversitesi (Jonsson Comrehensive Cancer Center) araştırmacıları geçtiğimiz Ağustos ayında yayınladıkları çalışmalarında früktozun pankreas kanseri hücrelerinin çoğalmasını hızlandırdığını ortaya koymuşlardır. Pankreas hücre soylarında yapılan bu araştırmaya göre, früktoz kanser hücreleri tarafından enerji kaynağı olarak kullanılabilmektedir

(8). Söz konusu araştırma Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD)Ağustos 2010’da ciddi tartışmalara neden olmuştur ki, ABD’nin nişasta bazlı şeker için kendi ülkesinde koyduğu kota yüzde 2’dir.

Yapay tatlandırıcılara özellikle dikkat: Sağlık açısından çok büyük risk Ülkemizde giderek fazla pazar elde etmeye başlayan diğer ürünler ise yapay tatlandırıcılardır. Kimyasal yöntemlerle elde edilen ve “diyet” olarak adlandırılan bütün ürünlerde başta aspartam olmak üzere yapay tatlandırıcılar kullanılmaktadır. Diyabet hastalığı gibi özel durumlar (o da sadece yeterince) dışında bu tür kimyasal tatlandırıcıların çok miktarda kullanılması da sağlıklı değildir. Zira diyet tatlılar hatalı bir şekilde, kalori almadan tatlı tüketmenin bir yolu olarak algılandığından, hele hele aşırı meşrubat tüketme alışkanlığı olanlar için ciddi miktarlarda kimyasal yüklenilmesine neden olmaktadır. Bu tür tatlandırıcıların ilk örneklerinden olan sakarin mesane kanserine neden olabileceği konusunda uyarıları da beraberinde getirmiştir. Bugün özellikle meşrubatlarda yaygın kullanılan aspartam ise, vücuda alındığında sinir sistemi için uyarıcı etkileri olan aspartik asit, fenil alanin ve sinir sistemi için toksik olan metil alkole (metanol) dönüşür. Aşırı miktarda tüketilmesi çok sakıncalıdır. Tatlandırıcı amacıyla yaygın kullanılan aspartamın pek çok kansere neden olabileceği de beş yıldır bilinmektedir ve “dişi olmak” daha fazla risk faktörüdür

(9). Ne var ki kimyasal tatlandırıcılar tat duyusunu uyarmak açısından çok güçlü, fiyat olarak da çok ucuzdur. Bu nedenle maliyeti azaltmak adına karıştırılarak kullanılmaktadır.
Sonuç
1. Nişasta bazlı şeker diyabet ve metabolik sendrom açısından çok ciddi risk faktörüdür.
2. Nişasta bazlı şekerde bol miktarda bulunan früktozun pankreas kanserine yol açtığını
gösteren çok sayıda temel bilim araştırması ve çok geniş, iyi planlanmış, prospektif
klinik çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmalardan ortaya çıkan veriler früktozun
pankreas kanseri yapabileceğini bilimsel mantık çerçevesinde doğrulamaktadır.
3. Yapay (kimyasal) tatlandırıcıların sağlık açısından etkileri iyi araştırılmadan
kullanıma sunulmuştur. Bu konuda yapılan temel bilim çalışmaları (klinik çalışma hiç
yapılmamıştır) kanser başta olmak üzere pek çok hastalığa neden olabileceklerini
göstermektedir.
4. Ülkemizdeki yüzde 15’lik nişasta bazlı şeker kotası ivedilikle en az yüzde 1 seviyesine
indirilmeli, şeker gereksinimi sükrozdan (pancar şekeri) karşılanmalıdır.
Kaynaklar
1. Han J, Liu YQ. Suppressed glucose metabolism in acinar cells might contribute to the
development of exocrine pancreatic insufficiency in streptozotocin-induced diabetic mice.
Metabolism Clinical and Expreimental 2010; 59: 1257-1267.
2. Pitt HA. Presidential adres. Hepato-pankreato-biliary fat: The good, the bad and the ugly.
HPB 2007; 9: 92-97.
3. Michaud DS, Liu S, Giovannucci E, Willett WC, Colditz GA, Fuchs CS. Dietary sugar,
glycemic load, and pancreatic cancer risk in a prospective study. J Natl Cancer Inst 2002; 94:
1293-1300.
4. Nöthlings U, Murphy SP, Wilkens LR, Henderson BE, Kolonel LN. Dietary glycemic load,
added sugars, and carbohydrates as risk factors for pancreatic cancer: The Multiethnic Cohort
Study. Am J Clin Nutr 2007; 86: 1495-1501.
5. Jiao L, Flood A, Subar AF, Hollenbeck AR, Schatzkin A, Stolzenberg-Solomon R.
Glycemic index, carbohydrates, glycemic load, and the risk of pancreatic cancer in a
prospective cohort study. Cancer Epidemiol Biomarkers Prev. 2009; 18: 1144-51.
6. Chan JM, Wang F, Holly EA. Sweets, sweetened beverages, and risk of pancreatic cancer
in a large population-based case-control study. Cancer Causes Control 2009; 20: 835-846.
7. Minchenko OH, Ochiai A, Opentanova IL, Ogura T, Michenko DO, Caro J, Komisarenko
SV, Esumi H. Overexpression of 6-phosphofructose-2-kinase/fructose-2,6-biphosphatase-4 in
the human breast and colon malignant tumors. Biochimie 2005; 87:1005-1010.
8. Liu H, Huang D, McArthur DL, Boros LG, Nissen N, Heaney AP. Fructose induces
transketolase flux to promote pancreatic cancer growth. Cancer Res 2010; 70: 6368-76.
9. Soffritti M, Belpoggi F, Esposti DD, Lambertini L, Tibaldi E, Rigano A.Firts experimental
demostration of the multipotential carcinogenic effects of aspartame administered in the feed
to Sprague-Dawley rats. Environ Health Perspect 2005; 114: 379-85.

Dr. Yavuz Dizdar
İstanbul Üniversitesi
Onkoloji Enstitüsü
DÜNYA Gazetesi sağlık ve ekonomi yazarı
yavuz.dizdar@gmail.com


  Toplam Okunma Sayısı : 2581 Yazar : Tuketici Yardım

 

Banka Hakem Heyeti kararını uygulamıyor
Merhaba,Ben Garanti Bankası'nın kredi kartını kullanıyordum. Geçtiğimiz yıl yıllık kart ücreti almışlardı. Bunun yasal olmadığını söylediğim halde bunu kendi hakları olarak...>>>
TÜKETİCİLER BANKALARA “BELİRSİZ ALACAK DAVASI” AÇMALI
BASINA VE KAMUOYUNATÜKETİCİLER, BANKALARIN OLUŞTURDUĞU KARTEL NEDENİYLE, TÜKETİCİ MAHKEMELERİNDE HAKLARINI ARAYABİLECEKLER....>>>
Şeker Raporu
Nişasta bazlı früktozdan zengin şekerin diyabet ve pankreas kanserine neden olduğuna ilişkin bilimsel verilerin analiziÖZETSon yıllarda...>>>
Elektrikte Kayıp Kaçak Bedelini Nasıl Alabilirim?
Elektrikten alınan kayıp-kaçak bedeli ile ilgili olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.05.2014 tarihinde vermiş olduğu Kararda; “elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından...>>>
>>> Tüm haberler...
keçiören düğün salonu keçiören toplantı salonu keçiören düğün salonları ankara düğün salonu keçiören nikah salonu ray dolap ankara mutfak dolabı ankara banyo dolabı ankara vestiyer ankara duvar ünitesi ankara gardrop ankara tv ünitesi ankara vestiyer duvar ünitesi tv ünitesi gardrop mobilya mobilya ankara bamya çorbası etli ekmek mevlana pide bıçak arası konya tandır kuzu tandır fotokopi makinası fotokopi web tasarımı ankara tercüme büroları tercüme ankara tercüme simultane tercüme fotokopi makinası kiralama fotokopi makinası satışı fotokopi makinası tamiri