Yazarlar  
Selim Tokgöz
Bölüm : İnşaat Mühendisi
Derece : Lisans
Bilinçli Değil, Bilge Tüketici
 
 
Bilinçli Değil, Bilge Tüketici
Bilinçli Değil, Bilge Tüketici

Günümüz yaşamı karmaşık. Bu karmaşıklığın en güçlü göstergesi toplum yaşamını düzenleyen kuralların, yani yasaların uzunluğudur. Yaşamımız düzenleyen kuralların yazıldığı kitaplar bir evi dolduracak denli çok yer kaplar. Üstüne üstlük beş yüz elli kişi her gün sabah akşam bu kurallara yenisini ekliyor. Satın alıp kullandığımız ürün ve hizmetler de karmaşıktır. Gerçekte yasal karmaşıklığa neden olan bu ürün ve hizmetlerin doğurduğu ilişkilerin karmaşıklığıdır. Yani aslında yasal düzen fiili düzeni geriden izlemekte.

En basit görünen ve bilinen örneği, ekmeği ele alalım. Fırına veya bakkala gidip bir ekmek isteyip para uzattığımızda, aslında bir çiftçinin buğdayı ekmesini, ona yıl boyu bakmasını, biçmesini, tohumunu ayırmasını ve satmasını, değirmencinin onu değirmene taşımasını, un yapmasını ve satmasını, fırının unu alıp fırına taşımasını, pişirip sizin parayı uzattığınız noktaya dek getirmesini talep etmekteyiz. Bu süreç kuşkusuz burada bir cümlede anlattığımdan daha karmaşık. İçindeki parçaların hangi ülkelerden geldiğini, hangi süreçlerden geçerek bir araya geldiğini bilemediğimiz makinaları bir yana bırakalım; yediğimiz şeylerin bize ulaştırılması bile oldukça karmaşık ve uzun bir süreç. Bu sürecin herhangi bir noktasında tüketicinin işine gelmeyen, çıkarına aykırı olaylar gerçekleşebilir. Yaz sıcağında, kamyonun giremediği bir sokaktaki bakkala el arabasıyla taşınan tavuk eti bir o kaç dakika içinde tazeliğini yitirebilir. Temiz olduğu bilinen bir lokantada yere düşen bir domates tekrar yıkanmadan doğranıp masaya gelebilir. Satın aldığımız kağıt çok değerli ormanların ve vahşi yaşamın yok olması pahasına üretilmiş olabilir. Çok şık bir kafeteryada özenle hazırlanan kahvenin yetiştirilmesinde bayağı, bildiğimiz kırbaçlı, zincirli köleler çalıştırılmış olabilir. Bütün bu süreçlerin sağlıklı, adil ve yasal olarak sürmesi ancak iki zorlayıcı etkene bağlı: Yasal yaptırım ve tüketici yaptırımı.

Yasal yaptırımın sınırları bellidir. Yasaların ve devlet örgütlerinin sağlamakla yükümlü oldukları koşulların karmaşıklığı hakkında bir fikir edinmek için son kullanıcı ve tüketiciyi ilgilendiren mal ve hizmet üretimiyle ilgili bütün mevzuat kitaplarını üst üste koymak yeterli. Bir kütüphaneyi dolduracak denli çok kitabı bir araya getirmek gerekecektir. Gelişmiş ülkelerde bu durum daha da karmaşıktır. Devletlerin de üretim sürecine bütünüyle egemen olamadığı düşünülürse karmaşıklık daha iyi anlaşılır. Bu durumda tüketici davranışı önem kazanır.

Tüketicinin öncelikli görevi kendi çıkarını korumaktır. Bunun başlangıç noktası bilgilenmektir. Ne yazık ki bu kadar karmaşık ilişkiler ağının ve neden - sonuç zincirlerinin ürün ve hizmet kalitesini belirlediği günümüz dünyasında bu kolay bir iş değildir. Pek çok kaynaktan bilgi edinmek, çok zaman ayırmak ve ilgiyi taze tutmak gerekir. Tüketici bu güçlüğü örgütlenerek aşar. Bu konuda ülkemiz tüketicisi çok geridedir. Örgütlerin yaptırım gücü sıfıra yakındır. Bunun öncelikli nedeni yalnızlıkları, yani tüketicinin örgütlere katılmamasıdır. Katılım deyince yalnızca üye olmak ve doğrudan hizmet vermek akla gelmemeli. Bilgi paylaşmak, öneri getirmek, dışarıdan desteklemek, yönlendirmek ve hatta zorlayıcı olmak da birer katılma yöntemidir. Bunların yokluğunda kimi örgüt kendisinin varlığından bile habersiz bir kalabalığın çıkarlarını korumaya çalışan bir avuç kahramanı, kimi örgüt ise kime hizmet ettiği belli olmayan birer komisyoncu bürosunu andırmakta.

Bugün gelişmiş toplumlarla geri kalmış toplumlar arasındaki belirgin farklardan biri düşünce yapısıdır. Gelişmiş (ve egemen) toplumlarda grup olarak, grup çıkarı için düşünme öne çıkarken geri kalmış toplumlarda bireysel çıkarlar öne çıkar. Düşünce yapısını değiştirerek “Ne yapabilirim?” sorusu yerine “Ne yapabiliriz?” sorusunu koymayı her yurttaş alışkanlık edinmeli.

Bireysel çabalara dönersek... Kendisine sunulan (ve sunulmayan) ürün ve hizmetlerin karmaşıklığı karşısında tüketicinin davranışı fazlasıyla basit kalmış algoritmaları aşmalıdır. Artık karpuz seçmek karpuzu tokatlamak kadar basit bir iş değil. Bundan elli yıl öncesinin bilinçli tüketicisi bugün çıkarını koruyamaz. Bugün pek çoğumuz için yaşam koşulları iyileşmiş, maddesel bolluk ve rahatlık artmışsa bunun görünen ve kimi zaman görünmeyen bedeli daha fazla araştırma, bilme ve düşünme gereğidir. Her sınıftan tüketiciye bolluğu sağlayan dolaylı olarak bilgi ve bilimsel düşüncedir. Öyleyse tüketici bunun gerisinde kalmamalı, bilgilenmeli ve bilimsel düşünmeyi öğrenmelidir. Çünkü bilgisiz ve aymaz kişiler kolayca kandırılır, yönetilir, sömürülür. Çözümü devlette veya sivil toplum örgütlerinde aramak boşunadır. Bilinçli tüketiciler arttıkça çevresini, üreticiyi, sivil örgütleri ve doğal olarak devlet örgütünü değişmeye zorlayacaktır. Kişi kendisi bilinçlenecek ve yakın çevresini bilinçlendirmelidir. Gıda hilelerini biliyor olmak artık bilinçli tüketici olmaya yetmiyor. Artık BİLGE tüketici olmak gerekiyor.

Bir kaç örnek vereceğim.

Çay fabrikasında yerlere dökülen çay tozunun süpürülerek poşet çay yapıldığı yalnızca bir şakadır. Poşetin içindeki gerçekten de çaydır. Ancak poşet çayda merak edip araştırmayan, sorgulamayanların bilmediği başka bir tehlike vardır: Poşet malzemesi. Kağıdı yapıştırmanın yolları bellidir. Suya tadını ve kokusunu bırakacak kimyasal yapıştırıcı kullanmak. Veya mısır nişastası gibi zararsız ama uygulaması çok zor olan doğal malzemeler kullanmak. Poşet çay üreticisi üçüncü ve tüketicinin fark edemeyeceği bir yöntem bulmuştur: Kağıda az miktar termoplastik lif karıştırmak ve poşeti ısıyla yapıştırmak. Sonuçta plastik lif sıcak suda çözünür ve kanserojen bileşenlerine ayrılır ancak çayın tadını değiştirmez. Bakın, neden poşet çay içmemeniz gerektiğini kısaltarak anlatmam bir paragraf sürdü.

Yeni otomobil kokusunu bilir misiniz? Yeni arabaların pek çoğu ilk alındığında kokar. Otomobiller sözüm ona sürekli gelişip iyileşiyor. Ancak “yeni otomobil kokusu” eskide kalmadı, sürüyor. Zamanla geçen bu kokunun uçucu organik bileşikler (VOC) olarak bilinen kanserojen gazlar olduğunu satıcı size söylemez. Yeni bir otomobilin kabininde çıplak metal yüzeyler görünce ucuzluğu ve eski otomobilleri anımsattığı için yüzü asılan tüketici bu yüzeyleri kapatan, koltukta dolgu malzemesi ve kumaş olarak kullanılan plastiklerin kendisini kanser edeceğini bilmez. Aynı gazların laminat, lake vb. şık yüzeylerle kaplı modern mobilyalarından, plastik pencere ve lambrilerden çıkabileceğini de bilmez.

Tasarruflu ampul olarak bildiğimiz kompakt floresanların ilk yakıldıkları bir kaç dakikada normal (akkor) ampuller kadar elektrik harcadığını, araştırmadıysa bilmez. Bir kaç dakika kullanıp çıkacağı tuvalete, lambanın yalnızca birkaç saniye yanacağı apartman girişine bunları takar. Ödediği fazla parayla kalır. Bitmedi. Hepsi de civalı olan bu ampulleri çöpe atmak çok büyük bir ekolojik suçtur. Bunların elektronik atıkları gibi özel olarak toplanıp imha edilmesi gerekir.

Kablosuz internet, GSM şebekesine yakın frekanslarla çalışır. Kablosuz internet vericileri GSM sinyaline alerjisi olan kişileri hasta eder. Bu kişiler yoğun GSM sinyaliyle yoğun Wi-Fi sinyalini ayırt edemiyorlar. Her ikisi de aynı rahatsız belirtilerine, aynı baş ağrısına neden oluyor. GSM sinyalinin canlılar üzerindeki etkileri yoğun olarak araştırılıyor. Kimi kuşkulu bulgu halka açıklanıyor. Ancak Wi-Fi daha yeni bir buluş ve bunun etkileri yeterince araştırılmadı. Sağlığını korumak isteyen bir tüketicinin bunu değerlendirip evinde kablolu internete dönmesi veya kullanmadığı zaman kablosuz modemini kapatması için bunları araştırmış olması, yani bilinçli tüketiciden bir adım öteye geçmiş olması gerekiyor. Aynı durum Bluetooth için de geçerli.

Kuşkusuz, kişinin kullandığı bütün ürün ve hizmetlerin öyküsünü tek tek araştıracak durumu yok. Burada, ilerlemenin arkasındaki başat duygu olan merakı işletmek ve doğru soruyu sormak gerekiyor. Bu kağıt sıcak suda neden dağılmıyor, bu koku nereden geliyor, sucuk nasıl etin kendisinden daha ucuz olabilir, aynı görünen iki üründen biri neden çok daha pahalı gibi… Bu soruların yanıtlarını araştırıp derleyecek ve yayınlayacak örgütlenme ülkemizde daha oluşmadı. Oluşması için de önce bireylerin sömürülmekten ve güdülmekten rahatsız olmaya, merak etmeye, soru sormaya başlaması gerekiyor.

Her nimetin bir bedeli var. Zamanın nimetleri yüklü miktarda bilginin ve bilgeliğin sonucudur. Bu nimetleri kullanan kişi de ödevini yapmalı, okumalı, sormalı, soruşturmalı, hesaplamalı, bilgiyle donanmalı. Kendisi bilgilendikçe çevresini de bilgilendirmeli. Bilgi özgürleştirir. Bilgelik ve özgürlük bulaşıcıdır. Tüketici artık küçük yazıları okumanın ötesine geçmeli.

selimtokgoz@yandex.com

  Toplam Okunma Sayısı : 1718 Yazar : SelimTokgöz

 

Bilinçli Değil, Bilge Tüketici
Günümüz yaşamı karmaşık. Bu karmaşıklığın en güçlü göstergesi toplum yaşamını düzenleyen kuralların, yani yasaların uzunluğudur. Yaşamımız düzenleyen kuralların yazıldığı kitaplar bir evi...>>>
Satın almama hakkı üzerine
Kapitalizm toplumsal uzlaşmayla ortaya konan ve kovalanmaya başlanan bir ideal değil, eskinin kralları ve derebeyleri ile sermayedar ve tefecinin topluma dayattığı bir düzendir. Bu düzende serbest girişim ve özel mülkiyet neredeyse...>>>
Tek yönlü iletişim ve Tüketici
İletişim insanı insan yapan özelliktir. İletişimin ilk aşaması yüze bakmaktır. Sözler sonra gelir. Devlet organları, şirketler, sivil örgütler sürekli iletişim durumunda. Çağdaş zamanları tanımlayan ayırt edici...>>>
“Yerli Malı”nın Soyu Tükendi
Bu yazıyı hala daha iyi niyet ve ahlaki dürtülerle yerli üretici ve yerli ürün ayrımı yapanlar bulunduğu için yazıyorum. Yerli malı tercihinin yurtseverlikle bağdaştırılması yanlış bir şey değildir. İşin...>>>
>>> Tüm haberler...

keçiören düğün salonu keçiören toplantı salonu keçiören düğün salonları ankara düğün salonu keçiören nikah salonu ray dolap ankara mutfak dolabı ankara banyo dolabı ankara vestiyer ankara duvar ünitesi ankara gardrop ankara tv ünitesi ankara vestiyer duvar ünitesi tv ünitesi gardrop mobilya mobilya ankara bamya çorbası etli ekmek mevlana pide bıçak arası konya tandır kuzu tandır fotokopi makinası fotokopi web tasarımı ankara tadilat tercüme büroları tercüme ankara tercüme simultane tercüme yapı denetim firması fotokopi makinası kiralama fotokopi makinası satışı fotokopi makinası tamiri maurers orjinal maurers meksika biber hapı biber hapı acı biber hapı